Mortal Engines (2018)

Aksiyon, Macera, Fantezi, Bilim-Kurgu, Gerilim | 128 dakika
IMDB Puanı:
6.5/10
6.5

Hikayesi

Distopya Savaşları

İşte bu yaşa geldik halen bir filme giderken beklentiyi yüksek tutmamak gerektiğini öğrenemedik. Yapımcısı Peter Jackson diyorsun. District 9’u saymazsan Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit serisinden sonra yaptığı ilk büyük prodüksiyon diyorsun. Ve büyük hayaller kuruyorsun. Ama olmuyor. Hele ki bana ilk yarının sonunda “Çıksak mı acaba?” dedirteceğini hiç tahmin etmezdim.

Başlar başlamaz filmin adının nereden geldiğini anlatmaya çalışan göstermelik bir aksiyon sahnesini izliyoruz. Yarı Madmax, yarı Pacific Rim (makinaların büyüklükleri sebebiyle) havasında olmasına rağmen bir türlü ikisinin de verdiği tadı vermiyor.

Bu aksiyon sahnesinden sonra da anlamsız bir çocuk masalına dönen film, ikinci yarıya kadar vasatın ötesine geçemiyor. İkinci yarı ile beraber aksiyonda gaza bassalar da yine ortalama bir film kalibresinde seyrediyor.

Konu

İnsanlık manyak olduğu için “60 Saniye Savaşı” ile kendi kendini neredeyse yok olma noktasına getiriyor. Ve bu savaş sonrasında yiyecek ve yaşamsal malzemelerin üretilemediği ve sadece toplanarak bulunabildiği bir dünya bize miras kalıyor. Bu sebeple de geride kalan insanlar yaşadıkları şehirleri mobil hale getiriyorlar. Yani tüm şehirler devasa bir makinaya/araca dönüşüyor. Ve bu şehirler dünyayı dolaşıp, daha ufak olanları yutarak hayatlarına devam ediyor.

Film, Londra şehrinin (yani aracının) Avrupa’daki küçük maden şehirlerini yutmaya gelmesiyle başlıyor. Esas oğlan (Robert Sheehan) Londra şehrinde yaşayan fakir ama namuslu esas oğlan. Hoşlandığı kız da şehrin belediye başkanının kızı. (Leila George) Tabii ki zengin ve güzel.

Bir yandan Hester Saw (Hera Hilmar) adında diğer başrolümüz var. Bu kızcağızımız da anasının intikamını almak için yani bizim Belediye Başkanı’nı öldürmek için Londra’ya sızmaya çalışıyor. Sızma işinde başarılı olsa da suikast konusunda aynı başarıyı gösteremiyor.

Sonrasında anlıyoruz ki bu Belediye Başkanı (Hugo Weaving) aslında pislikmiş Rıza Baba. Bizim esas oğlanla, esas kız bir olup Belediye Reisi’nin planlarını bozmaya çalışıyorlar.

Tokat

Filmin senaryosunu aldığı roman, ödüllü bir bilim kurgu romanı. Ben okumadım. O yüzden atıp tutmayacağım ama tüm kritiklerde acayip bir gelecek zaman evreni anlattığını yazıyor ki bunu filmde de görüyorsunuz. “Böyle bir evreni beyaz perdeye kim aktarabilir?” diye sorsak eminim ki çoğumuzun aklına Peter Jackson adı gelir. Tolkien’in evrenlerini bu kadar güzel uyarlayabildiyse her şeyi becerebilir dersiniz. Ama bu sefer olmamış Peter Başkan.

“Madem kitabı okumadın nasıl uyarlayamadın diyorsun?” diyebilirsiniz. Şundan diyebilirim. Peter Jackson işini şansa bırakmaz. Film iyi olacaksa asıl hikayedeki bölümleri çıkarabilir ya da yeni bölümler ekleyebilir. Bunu Tolkine kitaplarında gördük. Kitapta ayrı bir bölüm olan Tom Bombadil’den filmde zerre bahsetmiyor.

Ama bu filmde hikayede kopukluk mu dersin, mantık hataları mı dersin bir çok şey mevcut. Mesela bir ara bir yaratık ortaya çıkıyor. Belli ki kitapta önemli bir yeri var. Ama o yaratığı al çıkar filmden, hiçbir şey değişmez. O kadar senaryoya etkisi olmayan bir karakter. Ve filmin yarım saati bu karakter üzerine dönüyor. Anlamsız.

Bir diğer konu ise klişeler. Efendime söyleyeyim zenin kız, fakir oğlan klişesi mi istersiniz. Son anda durdurulan bomba mı istersiniz. Her türlüsü vardı. Baydık artık.

Tüm bunların sonunda en azından finaldeki savaşta bir Miğferdibi kuşatması bekliyorsunuz ama gerçekleşen sadece Hendek Savaşı. Burada yönetmenin Peter Jackson’ın olmadığını hissediyorsunuz. Abuk sabuk bir savaş sahnesi.

Son olarak bir çift lafım da cast seçimine. Be Allahsızlar. O başroldeki çocuk nedir öyle ya? (Robert Sheehan) O göz makyajı ve mimiklerle anca Peter Pan rolünde oynar bana sorarsanız. Hiç mi hiç sevmedim. Kız fena değildi ama çok da acayip bir oyunculuk göremedik. Karakterlerden bir tek Anna Fang’i çok sevdim. (Jihae) Çok cool bir hatun.

Sonuç

Yani beklentim yüksekti sanırım o yüzden bu kadar gömdüm. Hikayeyi ve yaratılan distopyayı çok sevdim. Görsel efektlere zaten diyecek bir şey yok.  Ama tüm bunların dışında kurgusal kopukluklarla ve klişelerle dolu “Eh işte…” diyebileceğiniz film. IMDB’de şu an 6.5 puanda ama ben 6 diyorum. Üzgünüm Peter Abi. Ben bi’ tur Lotr izleyeyim bu gece en iyisi. 🙁

Fragmanlar

trailers
x

Trailer: Mortal Engines

Aksiyon, Macera, Fantezi, Bilim-Kurgu, Gerilim

Reviews ( 0 )

Bir cevap yazın

Bunu Sevdiysen Tavsiyeler

x