The Protector (2018)

Aksiyon, Fantezi, Bilim-Kurgu | 40 dakika
IMDB Puanı:
7.8/10
7.8

Bilgiler

Hikayesi

Hakan?

Nasıl anlatsam, nerden başlasam? Duygularım biraz karışık.

Öncelikle söylemeliyim ki net beğenmedim. Ama beğenmeme sebebim acaba Netflix yapımı olduğu için ekstra bir beklentiyle izlediğimiz için mi diye de düşünmüyor değilim. Herhangi bir Türk kanalında yayınlanan sıradan bir dizi olsaydı “Wow vizyona bak ne güzel hikaye denemiş” adamlar derdim. Ama o kadar.

Sadece görsel efektleri değil, prodüksiyon kalitesinden repliklere kadar aniden Flash TV seviyesine düşebilen bir projeye Netflix nasıl izin vermiş bilmiyorum. Gerçi ilk çekimleri beğenmediklerini ve tekrar çektirdiklerini biliyoruz. Muhtemelen ikinci çekim için de “Bunlar beceremeyecek bir an önce yaptıralım da bitsin bu eziyet” diyerek yorum bile yapmamış olabilirler.

Dediğim gibi iş Netflix işi olunca insan ister istemez Dark’la, Casa de Papel’le, Rain ile karşılaştırıyor. Ama öyle bir şey düşünmeyin sakın. Belki düşük beklentiyle izlerseniz biraz eğelenebilirsiniz. Zira kendisini izlettiren bir senaryo akışı var.

Konusu

İstanbul asırlardır Dünya’nın merkezi ve başkenti. Fatih Sultan Mehmet zamanında bu şehri koruması için bir muhafız seçilmiş. Ve bu muhafızlık görevi nesilden nesile aktarılmış. Ve karşısında da ölümsüz denilen yine nesilden nesile aktarılan bir karakter var. Biri şehir yok etmeye, diğeri de korumaya ant içmiş.

Günümüzdeki muhafız ise Hakan (Çağatay Ulusoy). Yalnız bizim muhafız öyle kuru kuruya korumuyor şehri. Okunmuş bir zırhı, hançeri falan var. Bu anlamda biraz süper kahraman dizisi de diyebiliriz.

Oyunculuk

Bad Guys

Çağatay Ulusoy‘un fanı değilim burada da inanılmaz bir oyunculuk performansı görmedim. Poz kesmek oyunculuk değil bana sorarsanız. Sizin için önemli biri gözünüzün önünde ölse böyle olmazsınız. Bilmiyorum. Ben etkilenmedim. Ama ortalama bir performans diyebiliriz.

Hazar Ergüçlü beni çok şaşırttı. Aşırı kötü. Yani ne bileyim. O kadar kötüydü ki çok bir şey yazmayacağım. Yani sen bir (sözde) eczacısın. Senin için önemli olan biri ağır yaralı olarak eczanene getiriliyor. Ve diyorlar ki “takip ediliyor olabiliriz” Yahu bi heyecanlan, hemen koş ışıları kapat falan. Böyle aheste aheste… Gerçek hayatta asla öyle olamazsın.

Bir ara da “Ölümsüzler ölümsüzdür anlamıyo musun yhaaa?” şeklinde kız tribi yaparak beni benden aldı mesela. Korkunç.

Okan Yalabık için pek bir şey söyleyemeyeceğim. Yeteneğini gösterebileceği bir alan yok. Rol için mi aldı bilmiyorum ama çok kilo almış.

Good Guys

Sarışın, renkli gözlü hatunları beğenmem. Tarzım değil. Ama Ayça Ayşin Turan isimli hanımefendiyi çok beğendim. Burnundaki kemeri çok karakteristik. Ayrıca bakışlarıyla oyun oynamış. Kendisini ilk defa izledim. Bravo.

Bir diğer bravo da Mehmet Kurtuluş‘a. O’nu da ilk defa izledim. Baya baya iyi bir “kötü adam” olmuş. Her sahnesinde ayrı bir gerginlik yaşıyorsunuz izlerken. Adam konuşmasa bile stress salıyor ortama. Çok beğendim.

Bir de Çukur dizisinin Ersoy’u Mehmet Yılmaz Ak için bir şeyler söylemek lazım. Yer aldığı bölümlerin tamamında senaryoda önemli bir yeri var ve bu yerin hakkını da sonuna kadar vermiş. Mehmet Kurtuluş‘la harika bir eküri olmuşlar. Sakin psikopat tavra ve bıyığına hasta olduk. (:

Yapım

Terkedilmiş bir evde, delirmiş bir kadını bulup ondan bilgi alacağız.

Yahu ortam biraz gotik olur. Çöp ev falan olur. Evin terkedilmiş bir konak olması dışında hiçbir gerginliği yok. Karanlık dehlizler içerisinde garip sesler duyarak girdiğiniz bir ev falan olsa. Biraz bizi gerseniz. Olmaz mıydı?

Sosyal medyada çok konuşulan bir yumruk sahnesi var. Animasyon için çok bir şey yazmayacağım. Herkes yeterince espri yaptı. Komik baya. Ama mantık için bir şey yazayım. Öyle bir açı ve öyle bir yumrukta o kemik kırılmazmış. İşi bilen tıp uzmanları öyle yazıyor. Baya kıçınızdan uydurmuşsunuz. (:

İyi şeyler…

Hiç mi iyi şeyler olmuyor? Oluyor tabii ki…

Bir çok asırda Dünya’nın merkezi olmuş İstanbul’un sırlarla dolu geçmişi üzerine bir senaryo yazılmış olması beni çok mutlu etti. Biraz Da Vinci’nin Şifresi’nde aldığımız tadı bulabiliyoruz. Hatta biraz da Assasin’s Creed havası mevcut. Oyun severler ne demek istediğimi anlayacak. (:

Bu anlamda senaryosunu çok beğendim. Repliklerin kötülüğü ve iki-üç sonraki sahnede neler olacağını bilebilmeniz senaryonun kötü kurgulanması nedeniyle. İkisini birbirine karıştırmayalım. Hikaye iyi.

Bölüm sürelerinin kısa olmasını sevdim. Aksi türlü gitmezdi. Belki de izletmesinin sebeplerinden biri de buydu.

Sonuç

Sonuç olarak klasik bir Türk dizisi izleyeceğim diye başlarsanız. Pek de dizi alternatifiniz yoksa bakılabilir. Çerez olarak en azından 5-6 bölüm kendini izlettiriyor. En azından yapım esnasındaki komikliklere bakıp gülerken bölümler hızlıca bitiyor.

Her Türk yapımı gibi çılgın bir IMDB puanı ile giriş yaptı. 8.5’lardaydı ama bir haftada 7.9’a indi. Muhtemelen daha da inecektir. Bizim puanımız 6. Üzgünüm Hakan kardeş.

 

Fragmanlar

trailers
x

Trailer: Protector

Aksiyon, Fantezi, Bilim-Kurgu

Reviews ( 0 )

Bir cevap yazın

Bunu Sevdiysen Tavsiyeler

x